https://www.facebook.com/tugce.tgc.39

:)
roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2015 Pazartesi

Babil’in Kervan Taciri, George S. Clason tarafından yazılan ve hem Babil’in muhteşemliğini anlatan hem de nasıl zengin olunacağını anlatan herkesin bir solukta okuyabileceği gerçekten mükemmel bir kitap. Şunları şunları yapın zengin olursunuz demiyor; gerçek yaşamları anlatıyor ama öyle güzel anlatıyor ki dersi almamak elde değil.

Arka kapak yazısı şöyle; ...Bir zamanlar Babil'de dünyanın en zengin adamı yaşardı; adı Arkad. Zenginliğinin ünü bütün dünyaya yayılmıştı. Aynı zamanda eli açıklığıyla da ünlüydü. Yardımlarında cömertti. Ailesine karşı cömertti. Kendi harcamalarında cömertti. Gene de serveti her geçen yıl harcadığından daha hızlı bir biçimde artardı.

..."Bugün," dedi Kobbi, "eski arkadaşımız Arkad'la karşılaştım, altın kaplama arabasında gidiyordu. Onun gibilerden beklenen bir davranışla beni görmezden gelip geçmedi. Tam tersi herkesin görebileceği biçimde el salladı, bana, çalgıcı Kobbi'ye gülümsedi."
"Babil'in en zengin adamı olduğunu söylerler," dedi Bansir dalgın dalgın.
"Öyle zengin ki kralın hazinesi dara girdiğinde ondan borç altın aldığını işittim," diye karşılık verdi Kobbi.

...Günün birinde gençlik günlerinden arkadaşları Kobbi ve Bansir çıkıp geldiler ve "Sen Arkad," dediler, "hepimizden daha şanslı oldun. Biz ayakta kalabilmek için didinip dururken sen Babil'in en zengin adamı haline geldin. En güzel giysileri giyip en nadide yiyecekleri yiyebiliyorsun, oysa biz, ailelerimizi eli yüzü düzgün giysilerle giydirebilir, karınlarını doyurabilirsek ne mutlu bize.
"Ama bir zamanlar eşittik. Aynı hocadan ders aldık. Aynı oyunlarda oynadık. Ne derslerde ne oyunlarda bizden üstün değildin.
"Gördüğümüz kadarıyla ne bizden daha sadakatla ne de daha çok çalıştın. Öyleyse neden kahpe kader dünyadaki tüm iyi şeylerin tadını çıkartmak için seni seçerken senin kadar hak eden bizleri görmezden geldi?"
Bunun üzerine Arkad onlara uzun bir söylev çekti : "Gençlik günlerimizden bu yana çıplak bir varoluşun ötesinde bir şey elde edemediyseniz bu ya insan olma yasalarını öğrenemediğiniz ya da onlara uymadığınız içindir."
"'Kahpe Kader' kimseye kalıcı iyilik vermeyen kötü bir tanrıçadır. Tam tersine başına hak edilmemiş altın yağdırdığı herkese kötülük eder. Onları, tatmin olma yeteneği olmayan, altına, paraya boğulunca iştah ve tutkulara kapılan, eline geçenlerin hepsini pervasızca harcayan, hesabını kitabını bilmeyen mantıksız tüketicilere dönüştürür. Öte yandan Tanrıça'nın lütuflara boğduğu bazıları ise zenginliklerinin üstüne oturup istif ederler; yeniden kazanma yeteneğine sahip olmadıklarını bildikleri için hiç harcamazlar. Daha sonra da soyulma korkusuna kapılıp kendilerini boş bir hayata, gizli bir sefalete mahkum ederler."

...Öğrenmek istediklerinizi artık size söyleyeceğim, çünkü artık yaşlı bir adamım ve yaşlılar gevezeliği sever. Gençlik öğüt alacak yaşa geldiğinde ona verilen geçmiş yılların bilgeliğidir. Ama genellikle gençlik, yaşlılığın yalnızca geçmiş günlerin bilgeliğini bildiğini sanır, onun için yararlanamaz. Oysa unutmayın ki, bugün parlayan güneş, babanız doğduğu gün parlayan güneşle aynı ve en son torununuz bu dünyadan gittiğinde hâlâ aynı güneş parlıyor olacak.


İYİ OKUMALAR

17 Aralık 2014 Çarşamba

Deşifre! Deha, Mai Jia’nın kitabı. Çok merakla ve hevesle okumaya başladığım kitap benim için hayal kırıklığı oldu. Gereksiz uzatılmış, sadece ilk kısmı değil başında da gereksiz yerler var. Olayların geliştiği kısım sadece iyi sayılır. Kitap konu olarak güzel ama hikayeleme ve anlatım olarak vasat. Arka kapak yazısı çok ilgi geçici ama kitap beklenileni vermiyor maalesef.

Kitabın arka kapak yazısı şöyle; Akıl her şeyi yaratacak kadar mucizevi, her şeyi yıkacak kadar da tehlikelidir.
Saat sabahın beşi, tarih 11 Haziran 1956. Dünyanın en önemli matematik dehalarının yetiştiği N Üniversitesi'nin unutulmaz isimleri arasına girmiş, on yıl boyunca matematik bölümünün yıldızı olan ve yapay zekânın (bilgisayarın) gelecekteki mucidi olarak görülen Jinzhen, geri dönemediği gizemli bir yolculuğa çıkar...
Sevgili Jinzhen,
Şifreler çok hassastırlar, onlara dokunan insanları sımsıkı sararlar… Bir hapishane mahkûmiyetidir; öyle ki, seni karanlık kuyuya atıp orada unutmalarını tercih edersin. Bana kulak ver ve geri dönme şansın varsa bunu hemen kullan. En küçük bir şans bile verilse kabul et. Şayet geri dönmen imkânsızsa şu nasihatimi unutma: İstediğin şifre üzerine yoğunlaş, ama asla ve asla MOR üzerinde çalışma!


İYİ OKUMALAR

27 Kasım 2014 Perşembe

İzlanda Balıkçısı, Pierre Loti’nin muhteşem romanı. Bir balıkçı, balıkçıyı seven bir kadın ama balıkçı sevmez kadını ya da öyle görünmeye çalışır. Acaba sonları ne olacaktır? Evlilik, ölüm, mutluluk, mutsuzluk, hüzün?


İYİ OKUMALAR



28 Ekim 2014 Salı

Yunanlı Bir Kız Aranıyor, Dürrenmatt tarafından yazılan ilginç bir roman. Kitap bir oturuluşta okunup kalkılabilen bir kitap, hem yormuyor hem de üzmüyor. Gerilme anları ya da hadi amaaa dedirten anları var ama bunlar o kadar akıcı ve rahat anlatılıyor ki su gibi akıp geçiyor. Kitapta mutlu olmak, mutsuz olmak ve sevgi gibi kavramlarda gayet tatlı işlenmiş. Kitabımızın kahramanı resmen kişilik değiştiriyor ama güzel yönde oluyor bu. Eğlenceli, güzel vakit geçirmek isteyenler için önerilebilecek bir kitap.

Kitabın konusu şöyle; ummadığı bir anda itibar sahibi olan Arnolph Archilochos, o güne kadar kadınlarla birlikte olmamış, hayatını, doğumlarda kullanılan forseps aletinin üretildiği fabrikadaki işine ve Amerikan tarzı -belki de bir tarikat- presbiteryenliğe adamış bir kişiliktir. Sürekli uğradığı restoranın sahibinin önerisiyle bir gün gazeteye ilan verir: Yunanlı Bir Kız Aranıyor. İlanı yanıtsız kalmaz, kürkler içinde son derece alımlı bir kadın çıkar karşısına...


İYİ OKUMALAR